0(212)291 53 56
             
Hizmetlerimiz
E-Bülten
İsim
E-Mail
 
Yaşlı Bakıcısı
Diğer Sitelerimiz

Hastanın Bakımı

Hasta bakımında pratik bilgiler ve yapılacak işler ancak eğitim yoluyla öğrenilebilir. Eğitimle öğrenilmesi çok güç olan anlayış ve duyarlık kişinin kendisine özgü yeteneklerdir ve böyle kişiler çok iyi bakıcı olabilirler.

Hastanın rahatını sağlamak ve doktoru hoşnut etmek bir bakıcının amacı olmalıdır. Çünkü iyi bakılmayan hastalarda bakımsızlıktan doğabilecek ikincil hastalıklar ortaya çıkabilir.


Hastanın vücut temizliği ve bakımına gereken özen gösterilmelidir. Temizlik, hastanın sağlığı için olduğu kadar hastayı rahatlatmak ve yeniden yaşama bağlamak yönünden de önemlidir.

Ağır hastalar bile temizlendikten sonra kendilerini daha iyi ve rahatlamış hissederler. Her şeyden önce hastaya bakmakla yükümlü olan kişinin kendi temizliğine özel bir özen göstermesi gerektiği unutulmamalıdır.

Sabahleyin yüzünden başlamak üzere sırayla hastanın elleri, kolları, göğsü, koltuk altları, karnı, sırtı, bacakları ve cinsel organları sabunlu bir bezle ya da süngerle iyice temizlenmelidir.

Hasta hareket edebilecek durumdaysa el ve ayak tırnakları ile cinsel organlarını kendisi temizleyebilir. Temizlik tamamlandıktan sonra hastanın sırtı alkolle ya da kolonya ile silinip pudralanmalıdır.

Hasta yıkanırken suyun sıcaklığı hastanın isteğine göre ayarlanmalı, suyun soğuması önlenmeli ve vücudun her bölümü ayrı ayrı sabunlanıp durulandıktan sonra hemen kurulanmalıdır.

Bu yıkanma şekli sırasında yıkanmayan vücut bölümlerinin örtülü olmasına dikkat edilmelidir. Akşamları yalnız ellerin, yüzün ve sırtın temizlenmesi yeterlidir. Erkek hastalar, eğer hastalıkları çok ağır değilse tıraş olmalı ya da edilmelidir.

Özellikle ağız ve dişlerin temizliği hastanın canlanmasını ve ferahlamasını sağlar. Dişler sabah ve akşam diş fırçası ile iyice temizlenmelidir. Ağız kokularının önlenmesi için ağız günde birkaç kez dezenfektan bir suyla çalkalanmalıdır.

Dil üzerinde paslanma varsa temiz bir tahta spatula ile pas temizlenmelidir. Takma dişler de fırçalandıktan sonra geceleri temiz bir bardak suyun içinde korunmalıdır.

Aşırı ateşli hastalıklarda, ateş dudakların kurumasına ve çatlamasına neden olur. Her yemekten sonra dudakların temizlenerek kremlenmesi uygundur. Burun deliklerinin de aynı şekilde temizlenmesi gereklidir.

Saçların sabah akşam düzgün olarak taranması gerekir. Ağır hastaların saçları hasta yan yatırılarak önce bir tarafı sonra öteki tarafı taranabilir. Saçlar hiç değilse haftada bir kez yıkanmalı ve uzun süreli hastalıklarda saç kesimi yatakta yapılmalıdır.

Genellikle hastalar yalnız gecelik giymelidir. Kadınlar, geceliğin üstüne ince bir lizöz giyebilir. Yatan hasta durumu ne olursa olsun çorap ve külot giymemelidir. Hasta giysisi, vücudun hava almasını önleyecek cinsten olmamalı ve hastayı terletmemelidir.

Ağır hastalara sırtı açık ve belden bir kuşakla bağlanan gecelik giydirmelidir. Hastanın terlemesi halinde hem gecelik hem de yatak çarşafı 24 saat içinde birkaç kez değiştirilmelidir.

Güneş, ışık ve temiz hava hastayı canlandırır ve hastanın yaşam gücünü artırır. Aynı zamanda bu üç faktör hastalıkların başlıca dostudur. Ancak hasta odası havalandırılırken, cereyan olmamasına dikkat edilmelidir. En iyisi hasta odadan çıkartıldıktan sonra odanın havalandırılmasıdır.

Hasta sürekli kontrol altında tutularak hastalığın gidişi doktora bildirilmelidir. Hastanın genel durumunda kötüye doğru gidiş görüldüğü takdirde hemen doktor çağırmalıdır.

Özellikle hastanın aşağıda belirtilen durumları kontrol edilmeli ve incelenmelidir;

- Uyku,
- İştah,
- Dışkıya çıkma,
- İdrar ve kusma,
- Genel durum,
- Vücut duruşu,
- Deri döküntüleri ve derinin genel durumu,
- Duyu organlarının işlerliği,
- Solunum,
- Öksürük,
- Tükürük ve salya,
- Ağrılar,
- Adale krampları ve kasılmaları,
- Baygınlıklar.

Uzun süren hastalıklarda mutlaka bir ateş çizelgesi hazırlanmalıdır. Çizelgede ateş mavi, nabız kırmızı çizgi ile gösterilmelidir. Ayrıca dışkıya çıkış sıklığı, kusma, nöbet gibi durumlar da bir yere kaydedilmelidir.

Hastanın Ateşi

Hastanın ateş ve nabız kontrolü sabah 7-8 arası, öğleyin 12'de, akşamüstü 17-18 arası yapılmalıdır. Isı, yani hastanın ateşi termometre ile ölçülür. Vücut ısısı termometre cıvasının yükselerek gösterdiği sayıya eşittir.

Vücut ısısını yani ateşi ölçmeden önce termometre silkelenerek cıvanın dipteki haznede toplanması sağlanmalıdır. Vücut ısısı, yani ateş, koltuk altlarından, ağız ve makattan ölçülebilir. Termometre, koltuk altındaki ter kurulandıktan sonra koltuk altına yerleştirilir; hasta kolunu indirerek termometrenin yerinde durmasını sağlar.

Termometre 10 dakika koltuk altında tutulduktan sonra cıva yüksekliğinin gösterdiği derece okunur. Makattan yapılan ölçmelerde termometrenin ucuna vazelin ya da krem sürülür ve termometre 5 dakika makatta tutulur. Vücut ısısı ölçüldükten sonra termometrenin ucu temiz bir tülbentle silinir ve dezenfekte edilir.

Küçük çocukların ve bebeklerin vücut ısısı daima makattan ölçülmelidir. Çocuk sırtüstü yatırılır, bacaklar yukarı kaldırılır ve termometrenin ucu makata sokulur. Çocuğun ıkınarak termometreyi çıkartmaması için kaba etler parmaklarla hafifçe sıkılır.

Ağızdan yapılan ölçmelerde termometre dilin altına sokulur, ağız kapatılır ve üç dakika tutulur. Sağlıklı kişilerin vücut ısısı 36-37 derece arasında değişir. Sabahları vücut ısısı akşama göre yarım derece kadar daha düşüktür. 36 dereceden düşük vücut ısılarına kan dolaşımı bozuklukları ya da geçirilen şoklar neden olabilir.

37-38 derece arasındaki vücut ısısı yüksek ısı; 38 derecenin üstündeki vücut ısısı ateş; 41 derecenin üstündeki vücut ısıları ise yüksek ateş olarak adlandırılır. Vücutsal zorlamalar öksürük, bağırma, ağlama, fizik tedavisi, elektrikli yastık, termofor, fazla yemek, sıcak içecekler, alkol, kabızlık vücut ısısını yükselten etkenler arasındadır.

Hastanın Nabzı

Nabız sayısı, atardamar boyunca ilerleyen düzenli dalga hareketleriyle oluşur. Nabız atışları kalp atışlarına eşit olup, kontrolü bileğin iç bölümünden işaret, orta ve yüzük parmaklarının yardımıyla yapılır.

Bir dakika içindeki düzenli vuruşlar nabız sayısını verir. Nabız sayısı yeni doğmuş bebekte 135, süt çocuğunda 80-100  çocukta 70-80, yetişkinde 60-70 vuruştur. Yorgunluk ve ateş, nabız sayısını yükselten etkenlerdir.

Hasta Solunumu

Bir dakika içinde alınıp verilen soluklarla sayılır. Dakikada  yeni doğan bebeklerde 40-45  süt çocuklarında 35-40  küçük çocuklarda 20-30  okul çocuklarında 18-20  yetişkinlerde 16 kez alınıp verilen soluk normal sayılmaktadır.

Nabızla birlikte solunum da hızlanır. Solunum hızı  göğüs kafesinin yükselip alçalmasıyla ölçülür. Düzensiz solunum genellikle  solunum organları hastalıklarında  kan dolaşımı bozukluklarında ve zehirlenmelerde görülür.

Hasta Vücut Ağırlığı (Kg)

Uzun süre yatılmasını gerektiren hastalıklarda vücut ağırlığı kontrol altında tutulmalıdır. Hastanın tedavisi ve beslenmesi kilosuna göre ayarlanmalıdır. Hasta bebeklerin kilosu her gün kontrol edilmelidir. Bundan başka  bebeklerin boyları da en az haftada bir ölçülmelidir.

Hasta Dışkı ve İdrarı

Normal olarak günde bir kez dışkı çıkarmak ve üç kez de idrara çıkmak gerekir. Ateş ve dinlenme çoğu kez kabızlığa neden olur. Dışkıya çıkmak için kalkamayacak durumda olan bazı hastalar yatakta dışkılamakta güçlük çekerler. Bu hastalara yüksek ayaklı oturak kullanılmalıdır. Ağır hastalarda sürgü kullanılması uygundur.

Hasta dışkıya çıktıktan sonra ılık su ile temizlenip kurulanmalıdır. Dışkının rengi, kokusu, sertliği kontrol edilmeli,  kuşkulu durumlarda dışkı saklanarak doktora gösterilmelidir.

Kullanılan oturak ya da sürgü yıkandıktan sonra dezenfekte edilmelidir. Erkek hastalar idrar için şişe (ördek) kullanabilirler. İdrarın da rengi  kokusu  miktarı ve yoğunluğu incelenmelidir. İdrar şişesi kullanıldıktan sonra sıcak ve sabunlu su ile yıkanarak temizlenmelidir.

Hasta Derisindeki Değişiklikler

Kızamık,  kızamıkçık,  kızıl ve suçiçeği gibi bazı bulaşıcı hastalıklar deride kendilerine özgü döküntü yaparlar. Kurdeşen,  zona,  yılancık,  doku hücreleri iltihapları da deride oluşan bu değişikliklerle fark edilirler.

Kalp ve kan dolaşımı bozukluğundan oluşan hastalıklar,  kansızlık,  karaciğer ve safrakesesi hastalıkları da deride renk değişmesine yol açarlar.

Ayrıca  aşırı ter ve derinin aşırı derecedeki kuruluğu  hastalığın teşhisinde önemli rol oynarlar. Albümin belirtisi olabilecek  dokunulduğunda deride çukurlaşma oluşturan şişkinliklere de özellikle dikkat etmelidir.

Hasta Basınç Yaraları

Özellikle ağır hastaların vücutları temiz tutulmalıdır. Uzun süre yatılması sonucu  özellikle kan dolaşımı düzensizliği olan zayıf hastalarda  kasların hareketsizliği nedeniyle deride birtakım yaralar oluşur. Bu tip yaralar çoğunlukla kuyruk sokumunda  kürek kemiğinde  topuk ve kalçalarda görülür.

Aşırı sıcak  yatak ve çarşaftaki kıvrımlar  hastanın aynı durumda sürekli yatması  yetersiz idman ve uzun süreli alçılar bu tür yaraların oluşmasının başlıca nedenlerindendir. Derinin morarması ve yanıyormuş gibi bir duygu vermesi  derinin duyarsızlığı ilk belirtilerdir.

Artan ağrılarla birlikte önce bir kabartı oluşur. Bir süre sonra bu kabartı patlayarak yapışkan bir sıvı akıtır ve yerini açık  büyümeye eğilim gösteren bir yaraya bırakır. Yaraların oluştuğu bölgeler temiz tutulmalı  mikroplanması önlenmelidir. Hastanın sık sık yatış şeklinin değiştirilmesi ve hastaya yatak idmanının yaptırılmasıyla bu tip yaraların oluşması önlenebilir.

Hasta Ağrıları

Istırap  hastanın durumunu belirten en önemli bir işarettir. Ne var ki eşit derece ve düzeydeki ağrıların tepkileri kişiye göre değişmektedir. Örneğin  doğum sancıları kadının kişiliğine ve yapısına göre değişik şiddetlerdedir.

Günümüzde ağrı kesici ilaçların kullanımıyla hastaların ıstıraplarını ve ağrılarını dindirmek bir sorun olmaktan çıkmıştır. Ağrıların dindirilmesi işi doktora bırakılmalıdır. Kuvvetli ağrılar her zaman bir hastalık belirtisi değildir.

Bazı lösemi, kanserin ilk dönemleri, anemi vb. gibi öldürücü hastalıklar çok az ya da hiç ağrı yapmazlar. Bununla birlikte  ağrılar kimi zaman sağlığın koruyucusu niteliğindedir. Bakıcı  ağrının şiddetini  süresini ve cinsini saptayıp doktora bildirmelidir.

Hasta Bilinç Kaybı

Bilinç kaybının çeşitli şekilleri vardır. Hastalığın gidişi ağırlaşır, hastanın dikkati dağılır, sorulara yanlış ve anlamsız cevaplar verir. Çoğu zaman hastayla konuşmak olanaksızdır. Hasta saçma sapan şeyler sayıklar.

Bilinç kaybı aşırı bitkinlikte bulaşıcı hastalıkların başlangıcında (verem, tifüs, tifo), yüksek ateşlerde, üremide,  zehirlenmelerde, gebelik hummasında, beyin zedelenmelerinde, menenjitte ve ruhsal hastalıklarda oluşur.

Hasta kesinlikle yalnız bırakılmamalı ve sürekli kontrol altında bulundurulmalıdır. Çünkü  bilinç kaybı halinde hasta kendini yataktan aşağı atabilir. İntihara kalkışabilir ya da daha bir sürü akla gelmedik şeyler yapabilir. Bilinç kaybında mutlaka doktor çağrılması zorunludur.

Bilinç kaybının başka bir şekli de baygınlıktır. Baygınlık sırasında solunum ve kalp atışları zayıflar. Baygınlığa, dış etkenler olarak yaralanmalar, zehirlenmeler, güneş çarpmaları ve diğer kazalar sayılabilir.

İç etkenler olarak da bulaşıcı hastalıklar, şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği ya da büzülmesi, üremi, felç,  sara (epilepsi), isteri vb. hastalıklar sayılabilir.

Yatak Çarşafının Değiştirilmesi

Çarşafı değiştirmek  yatağı havalandırmak ve temizlemek için hastayı başka bir yatağa ya da sedire almak gerekir. Eğer odada hastayı yatırabilecek başka şey yoksa  hasta önce yatağın bir kenarına çekilir  kirli çarşaf rulo halinde hastanın yanma kadar sarılır. Boşalan yere temiz çarşafın yarısı yayılır. Sonra hasta temiz tarafa aktarılarak kirli çarşaf alınır ve temiz çarşafın diğer yarısı düzgünce serilir.

Bakıcı Bakıcının Amacı Hastanın Vücut Temizliği Ağır Hasta Hasta Hasta Yıkanırken Erkek Hasta Hasta Giysisi Hastanın Ateşi Hasta Solunumu Hastanın Nabzı Hasta Vücut Ağırlığı Hasta Basınç Yaraları Hasta Ağrıları Hasta Bilinç Kaybı
Özel Şoför
Dadı
Bebek Bakımı
Bahçıvan
Ziyaretçiler
Tekil : 637
Çoğul : 648
 
 
Damla Bilişim

Valid XHTML 1.0 Transitional

Evpersoneli.net Damla İnsan Kaynakları Eğitim ve Danışmanlık Temizlik Gıda Bilişim Sanayii Tic.Ltd. Şti. ne bağlı bir sitedir.
Damla İnsan Kaynakları Ltd. Şti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu, 22/12/2005 tarihli 100 sayılı izin belgesiyle faaliyet göstermektedir.